23 Aralık 2010 Perşembe

Machu Picchu






Machu Picchu ile ilgili gitmeden önceki hissiyatım "gerçekten söyledikleri kadar güzel olabilir mi?" ve "neden*" idi ,sadece bu aktiviteye odaklanmış turist akınları, İnka Trail denen 4 günlük hayli zorlu bir trekking rotası, Yale Üniversitesi ile kapışma, kentin kuruluş amacıyla ilgili birbirini tutmayan söylentiler ve efsanenin çevresinde dallanıp budaklanan daha pek çok şeyin arasında gerçekten etkileyici olan ne? Buna hala kesin bir yanıt veremiyorum, ama etkilendik mi KESİNLİKLE EVET.
Machu Picchu'nun önemi, İspanyollar tarafından talan edilmemiş tek İnka şehri olması, dolaysıyla diğer yerlerde hayalgücüne sığınarak canladırdıkların burada hiç çaba harcamadan ve çok daha fazlasıyla karşında, sadece doğanın verdiğ tahribat bu kenti gözlerden saklamaya yaramış. Tabi insanlar İnkaların altınlarının peşinde koşmaktan asla vazgeçmediklerinden 1911'de Amerikalı araştırmacı Hiram Bingham çevrede İnkaların kayıp şehri El Dorado (altın şehir)'i ararken 9 yaşında yerli çoban Pablo Huarez tarafından Machu Picchu dağının eteklerindeki yerlilerin her zaman bildiği İnka kasabasına götürülünce yıllarca gizlenmeyi başaran buhazine gün yüzüne çıkmış, bundan sonraki 5 senede bu alanda 40000'den fazla İnka kalıntısı bulunmuş (Şu anda Yale'de sergilenen eserler!), ancak altın bulunamamış, muhtemelen İnkalar şehri boşaltmadan önce değerli eşyalarını götrümeyi başarmışlar (yerli rehberimizin söylediği bir başka şey de Hiram Bingham'ın buradan çeşitli kolilerde kişisel mallar taşıdığı ve bunların içinde ne olduğunun bilinmediği!) Machu Picchu da aslında şehrin yerleştiği dağın ismi (Quechua'da yaşlı dağ anlamına geliyor), şehrin esas ismi de bilinmeyenler arasında. Ama esas bilinmeyen şehrin neden kurulduğu. Hiram Bingham burada bulunan mumyaların çoğunun kadın olduğunun saptanması nedeniyle buranın Güneş Bakirelerinin Tapınağı olduğunu düşünmüş ancak mumyalar tekrar incelendiğinde kadın erkek oranı eşit bulunmuş ve dolayısıyla bu teori artık geçerli değil. Bir başka teori buranın üniversite benzeri bir işlevi olduğu, veya İnkaların genişleme döneminde Amazonları fethetmek için bir üs olarak tasarlandığı (şehrin yüksek dağların içine gizlenmiş subtropikal bir bölgede ve sadece bir kapıdan girilebilecek şekilde tasarlanmış olması bu teoriyi destekliyor aslında). Pacahutec'in yazlığı olduğu yönünde bir teori de var, tüm ailesi uşakları vs gözönüne alındığında 600 kişilik bu şehri doldurabiliyorlar! Oldukça popüler bir başka fikir de İspanyollar geldikten sonra İnkaların burayı saklanmak için inşa ettikleri yönünde ama o sıkıntı ve telaş içerisinde böyle mükemmel bir yapı inşa etmek kolay olmasa gerek! Sonuç olarak şehrin işlevi de Machu Picchunun sırları arasında ama yapısı, mimarisi ve çevreye bağlayan yolların burada birleştiği gözönüne alındığında önemli ve kutsal bir yer olduğu kesin olarak söylenebilir.
Machu Picchuya gitmek için en kolay yolu bile seçseniz biraz ter dökmek gerelkiyor, 1 haftalığından 2 günlüğüne çok çeşitli İnka yolu rotaları, Poroy ve Ollantaytamboodan kalkan değişik konfor ve fiyatta trenler, Santa teresa üzerinden otobüs vs arasından fiziksel kapasitene, zaman ve mali durumuna göre uygun alternatifi seçiyorsun, biz Backpacker treni ile gece Ollantaytamboo'dan Aguas Calientese gidip sabah günbatımı ile Machu Picchuya çıkmak ve akşam Poroy yoluyla Cuscoya dönmek şeklinde zamansal açıdan kompakt, mali açıdan oldukça makul bir rota akip ettik, tabiki en sıkı olan yol 4 günlük İnka yolu, burada İnkalarla ayn şekilde yürüyerek ulaşıyorsun ve yol da zor olmakla beraber epey güzelmiş (aslında orijinal İnka yolu 150 km imiş ama inkalar İspanyollardan kaçarken yola bilerek hasar vermişler dolayısıyla bugünkü İnka yolu sadeece 45 km), ancak burada sıkıntı hem aylar öncesinden plan yapıp yer ayırtmak gerekiyor, hem çok çok pahallı hem de 4 gün boyunca sırt çantası ile tırmanmak bizim gibi beyaz yakalı ofis çalışanlarının harcı değil, dolayısıyla sen çok şekilli birşey yapıyorum derken yerliler senin çantanı çadırını ve mutfak malzemelerini taşıyarak senden önce terlikleriyle koşarak kampa gidiyor ve sen gelmeden yemeğini hazırlıyor, sen de çok büyük iş yaptın zannediyorsun, Burak benim gibi düşünmedi ama bana saçma geldi doğrusu.
Aguas Calientes şifalı suları olan çirkince bir kasaba ama Machu Picchuya gelen ve İnka Traili kullanmayan herkes bu kasabadan kalkan minibüsle tepeye çıkmak zorunda (veya aynı yolu yürüyerek de tırmanabilir). Tenha iken yakalamak amacındaki bir sürü turist gibi biz de sabah 4.30'da yola koyulduk (neyseki Machu Picchu gerçekten çok büyük de o kalabalıkla bile tenha olabiliyor!). Güneş doğarken içeri girdiğimizde tuhaf masalsı bir dünya ile karşı karşıya kaldık, yoğun bir sis bulutu içerisinde patikalar, ansızın karşına çıkan taş duvarlar, kendi çeperin dışında tamamen bulutlar içerisinde dünya, uzaklardan gelen nehrin sesi, kocaman bir boşluğun ortasında ne göreceğin nereye gideceğin tamamen sır...Bir süre bu sislerin arasında dolaşarak kendimiz tadını çıkarttıktan sonra rehberimizi bulup formel turumuza başladık.
Şehir genel olarak iki kesimden oluşuyor, tarım terasları ve kent kısmı, ikinci kısma girmek için şehrin esas kapısından geçmek gerekiyor, şehrin kalan kısımları duvarlar ve çevre dağlardaki tepeler tarafından korunduğundan şehre başka giriş yolu da yok. şehir kapısı tahtadan yapılma olduğundan günümüze kadar dayanmamış. Şehir içerisindeki yapılar taş duvarlar ve samandan çatılardan oluşuyor, duvarlar da kil ile kaplıymış, ancak Machu Picchu'da kil ve saman bulunmuyor, bunların hepsi kutsal vadiden getirtilmiş, aynı zamanda tarım için gereken verimli toprak da Kutsal Vadiden (tahta gibi kil ve saman da zamana ve doğaya dayanamamış sadece taş duvarlar bize şehri temsil ediyorlar). Yapımda kullanılan beyaz ve siyah granit de dağlardan taşınmış, lamalar ancak 35 kg yük kaldırabildiğinden bu koca kütleler muhtemelen insanlarca buraya kadar getirilmiş. Ana tapınak, bir duvarı tamamen U şekilli bir duvar ise dümdüz olmak üzere iki duvardan oluşan ilginç bir yapı olan güneş tapınağı (21 haziranda güneş ışınları tam olarak içeri doğuyor ve İnti Rayimi denen bu zamanda sadece İnkalar ve rahiplerin katıldığı bir tören yapılıyor)ve üç pencereli tapınak (İnkaların mağaradan doğuş hikayesini temsil ediyor) şehrin kutsal yerleri, bu nedenle buradaki taş işçiliği akıllara durgunluk verici. Piramid şekilli İnti Watana tapınağı da hem astronomik gözlem için hem de akustik özelliği nedeniyle hemen altında yer alan şehrin ana meydanına İnkaların konuşma yapması için tasarlanmış, burada bulunan kutsal taş ile tarım sezonunun başlayacağına işaret eden ekinoksları ve en uzun gün ve geceyi takip ediyorlarmış, bu taştan enerji yayıldığına inanalar da var.Ayrıca dağlar şehrin koruyucusu kabul edildiğinden çok kutsal sayılıyor ve dğaları temsil eden taşlar da kutsal olarak saklanıyor. Bir diğer kutsal yapı da Akabab tapınağı, buradaki doğal taşlar ve oyulmuş taşlar biraraya gelerek bir akbaba yapısı oluşturmuşlar, ölüler buraya getiriliyor, akbaba da üst dünya ve yeryüzü arasında bağlantı kurduğundan ölüleri ruhları akbaba aracılığıyla üst dünyaya geçebiliyormuş.
Genel turumuzu tamamladıktan sonra Machu Picchuyu tam karşıdan gören Huayna Picchu (genç dağ)'a tırmandık, yaklaşık 1 saat süren epey dik bir yamaç, epey zorlandıysak da sonuç o kadar inanılmazdı ki! Sanki dünyanın ucundam duruyoruz ve karşımızda doğa elini açmış ve avucunda bize uygarlığı uzatıyor...
Bir daha gezdik sonra bir daha doyamadık ta ki kaslarımız pes edene kadar, sonra da yorgun argın ama mutlu mutlu Qousco dönüş yoluna çıktık.
Machu Picchu büyülü bir yer, gökyüzüne ve güneşe o kadar yakın, herşeyden tüm modern kargaşadan o kadar soyutlanmış, dünyanın en değişik medeniyetlerinden birinin izleri ve efsaneleri her yerde... Başka bir hayat ihtimali vardıysa böyle bir yerde olabilirdi... Güzel işte insanı içine alıyor, sarıp sarmalayıp ısıtıyor.

1 yorum:

  1. Hayattan 2 ay çalıp böyle bir geziye çıkmakla şahane bir iş yapmışsınız.Yalnız Ayşe, hakkaten takdir ettim, böylesine koşuşturmacalı dolu dolu bir geziyi aynı zamanda bu kadar ayrıntılı olarak anlatmaya da vakit bulman bir de üşenmemen süper.Elinize sağlık:)

    YanıtlaSil