2 Aralık 2010 Perşembe

Atacama-Uyuni 3.gün


Herkese selamlar!
Dün geceyi, her ne kadar Carlos’u günbatımına bizi götürmesi için ikna edememiş olsak da, küçük grubumuzla bir şişe şarap eşliğinde muhabbet ederek keyifle bitirdik, ama gün aksi başladı, arabamız bozuldu, yine de Carlos’un pratik ve Nigel’ın teorik bilgisi birleşince araba tamir olabildi, 2 saat geç de olsa gezimize başladık.
Ve nihayet Uyunideyiz! Göz alabildiğine bembeyazın ortasındasın, sanki buzulda gibisin ama üşümüyorsun, herşey o kadar gerçekliğini kaybediyor ki dağlar sanki boşlukta yüzüyormuş gibi, herkes ve herşey biranda küçücük olup avucunun içine bile sığabilir!
Üstelik bu boşluğun ortasında bir de ada, sadece dev kaktüslerden oluşan. İnsan kendini iyi tasarlanmış bir bilimkurguda gibi hissediyor veya harikalar diyarında Alis gibi.

Salar de Uyuni ve hemen yakınındaki Salar Coipasa yaklaşık 25000yıl önce tuz gölü imiş ancak kuruyarak salar yani tuz çölüne dönüşmüş. Halen kasım-nisan ayları arasında yağış alabiliyor ancak yağan yağmur altıgen şekilli tuz adacıklarından içeriye süzülerek tuz kütlesinin olduğu gibi gibi yukarı kaldırıyor, böylece tüm çölde yükseklik farkı en fazla 1 metre oluyor! Carlosun dediğine göre çöl her yıl 10 cm yükseliyormuş. Dev kaktüslerin adasının ismi Incahuasi adası (Pescado adası da deniyor) bunun gibi 25 tane daha ada mevcut, ayrıca çölün etrafında volkanik dağlar da var. Yükseklik 3600 metre(ama artık çok alıştık bana mısın demiyor!) zaten bu bölgeye altiplano da deniyor, Cordillera denilen dağ sıralarının arasındaki yüksek düzlük anlamında.
Tuz çölündeki tek can sıkıcı şe çölün ortasında otel kondurmuş olmaları, üstelik bir de alışveriş yaparsan müzesi var onu gezebiliyorsun! Neyse bu otelin atıkları sorun olunca çöle otel yapılması yasaklanmış, isabet olmuş. En son çölden çıkarken tuz madenlerini gördük sanırım buradan lityum da çıkarılıyor ama biz o kısmını göremedik.

Öğleden sonra Uyunide turumuz bitti, akşam La Paz’a gitmekiçin bilet aldık (yolun korkunçluğu konusunda daha önceden pek çok kez uyarılmış olduğumuzdan paraya kıyıp en iyi firmadan aldık!) sonra biraz Uyunide vakit geçirdik, Uyuni fazlaca gariban Allahın unuttuğu elin gavur turistinin hatırladığı bir yer, gerçek yerli halk yaşıyor, 3 tane caddesi var, cadde dediğim toprak yol, çocuklar tozun toprağın içinde koşuşturuyor, bi de turistlerin zaptettiği birkaç bölge var ööle tuhaf bir yer. Biz de Rebecca ve Nigel ile karnımızı doyurup epey muhabbet ettik (İngiliz standardının dışında epey sıcakkanlı ve espirili tipler, onları da Türkiyeye davet ettik tabi hemen eğer davet ettiklerimizi tümü gelirse bizim ev Mekke gibi olucak şimdiye kadar tanıştığımız kişilerden sadece Carlosu davet etmedik sanırım o da denk gelmediğindendir). Otobüsün ilk saatleri perişanlıktı şase gibi bir yoldan tangur tungur gittik ben bile uyuyamadım pek.
Ve artık La Paz’dayız!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder