19 Kasım 2010 Cuma

Buenos Aires 2. gün







Hola!
Buenos Airesteki ikinci günümüze River marşları söyleyerek uyandık. Hostelde reçelli ekmekten oluşan kahvaltımızı ettikten ve Pablo ve Ahmetten Buenos Aires üzerine genel tavsiyeleri aldıktan sonra Louiqe ile beraber daha önce internetten bulduğumuz “bafree"turuna katılmak üzere Kongre binasına doğru koşmaya başladık, vardığımızda tur henüz başlıyordu. Bu “bafree” turunu düzenleyen elemanlar her gün düzenli olarak 11 ve 5te iki ayrı tur yapıyorlar, yürüyerek Buenos Airesin önemli yerlerini dolaştırıyorlar ve kendilerine göre anlatıyorlar, hem insanı doyuracak kadar çok bilgi veriyorlar hem de olayları kendileri gibi kasmadan anlatıyorlar ve de çok şekerler. Üstelik bu tur ücretsiz, sonunda kafana göre bahşiş veriyorsun, çünkü aslında bununla geçiniyorlar! Neyse sabahki tur daha çok Buenos Airesin politik tarihi ile ilgiliydi, Kongre binasından başlayıp, Başbakanlık ve hükümet binası ola Casa Rosadaya kadar yürüdük oradan şehrin simgesi Obelikse dönerek turu bitirdik. Turdan aklımızda kalanlar: Kongre meydanında şehrin ilk kurulduğu yere üstünde Arjantin haritası olan bir taş dikmişler, ismi Camino Nationales, üstü şimdi grafitilerle dolmuş. Kongre binasında Casa Rosadaya uzanan yol Avenue de Mayo,19 yüzyıl Fransız tarzı binalarla dolu, Paristen getirtilen mimarlar tarafından yapılmış, bu binalardan birisi olan Palacio Barolo; Dante’nin İlahi Komedya’sına saygı göstermek amacıyla olarak dizayn edilmiş, eserdeki 100 bölümü temsil etmek amacıyla 100 metre olarak yapılmış (yapıldığı zaman Güney Amerikanın en yüksek binasıymış), 23 katın ilk 15i cehennemi, sonrakiler ise cenneti temsil ediyormuş,ancak Dante bu binayı hiç görmediği gibi hayatında hiç Arjantine de gelmemiş! Avenue de Mayo’yu kesen Av.9 de Julio,9 Temmuz 1816’da kazanılan bağımsızlığı simgeliyor ve Güney Amerikanın en geniş caddesi (140 metre), bir tam blok boyunda ve her iki yanında paralel iki cadde daha var dolayısıyla karşıdan karşıya geçmek yaklaşık 10 dakika sürüyor. Buranın altından da Güney Amerikanın en eski metro hattı geçiyor, bu hatta halen ilk vagonlar kullanılıyor. Av de Mayodaki bir başka nokta Cafe Tortoni, en eski kahve dkkanlarından içi vitraylı (Arjantinlilerde kahve acayip önemli bir kültür, sokakata kahve içmiyorlar, kahve içmek için özel zaman ayırıyorlar, sabah içtikleri büyük cafe con leche’yi günün diğer saatlerinde içmiyorlar, o zaman espresso veya onun sütlü versiyonları corrtada veya jarrito içiyorlar). Av. de Mayo’nun sonunda Plaza del Mayoya çıkılıyor, burada 1810’da ilk bağımsızlık hareketleri başladığı zaman kurulan ilk kongre binası, katedral ve katedralin içinde ulusal kahramanları Jose Martin’in mozolesi, Casa Rosada var, Casa Rosadada Evitanın halka hitap ettiği balkonu gözden kaçırmadık. Bu meydanın en ilginç tarafı yerden daire şeklinde boyanmış beyaz bandana işaretleri. Bunlar “Perşembe anneleri”ni temsil ediyorlarmış. Arjantinin 1976-1983 yılları arasındaki karanlık dikta rejimi döneminde yaklaşık 30000 kişi gözaltına alındıktan sonra kaybolmuş, kayıplar başladıktan kısa süre sonra bu kayıplardan 14 tanesinin anneleri başlarına beyaz başörtüsü bağlayarak bir Perşembe günü bu meydanda toplanmışlar, ancak aynı dönemde 3’ten kalabalık gruplar halinde toplanmak da yasak olduğundan 4 tane üçlü ve bir tane ikili grup olarak alanın etrafında çember yaparak durmuşlar, bundan sonra da her Perşembe saat 3’te yine başörtüleriyle bu meydanda toplanarak kayıpları hatırlatmaya devam etmişler, giderek sayıları artmış ve 2000leri bulmuş, bu dönemde anneler toplumsal muhalefetin simgesi olmuşlar. Bu gelenek bugün de sürüyor ancak Perşembe anneleri grubunun son zamanlarda devletten yardım alan ve buna göre davranan bir grup haline geldiğini ve bu nedenle bir miktar halk desteğini kaybettiğini söyledi rehberimiz. Benzer bir başka grup da “Plaza de Mayo Anneanneleri”. Bu grup ise cunta zamanında hamile olarak tutuklanan ve kaybolan
hamile genç kadınların çocuklarını ortaya çıkarmak üzere yola çıkmış, evlatlık verilmiş bugünün 30lu yaşlarındaki kişilere DNA testi uygulayarak 102 kişinin cunta zamanında ölen gerçek ailesini ortaya çıkartmışlar, son bulunan kişinin ebeveyninin gerçek ailesine işkence yapanlar olması insanın tüylerini diken diken ediyor gerçekten. Plaza de Mayo bugün de protestoların merkezinde, Buenos Aires’de haftada yaklaşık 20-30 tane protesto gösterisi oluyormuş.
Boca galip gelince taraftarların tepesine kadar çıktığı dev Obelikste turumuz sona erdi. Eski bir pizzacıda karışık pizza ziyafetinden sonra Uruguay gezimiz için biraz araştırma yaptık sonra da koşa koşa öğleden sonra turuna gittik. Öğleden sonra turuna San Martin meydanında başlayıp tüm zenginlerin ve Evitanın mezarının olduğu Recoleta mezarlığında bitirdik, bu arada Buenos Airesin yüksek sosyetesinin yaşama alanını da görmüş olduk. Özellikle et ihracatının tavan yaptığı 20. Yüzyıl başında yapılanve malzemesi Avrupadan getirtilmiş (artık nasıl bir lüks fantazisi ise) bazı saray ve saraycıkların olduğu Retire bölgesini gezdik, burada İngilizler tarafından hediye edilmiş bir Big Ben çağrışımı yapan saat kulesini, Jose Martin heykelini ve Falkland Adaları şehitleri anıtını gezdik. Bu son ikisi Arjantinliler için çok önemli, Jose Martin Bağımsızlık sonrası zayıf olan ülkeyi korumak için Şili, Peru ve Bolivyadan ordu toplayarak İspanyolları yenen ve tüm halkın sevmekte hemfikir olduğu tek kahramanları (Gerçi şimdiki Başkan Christina Kirschner’in eşieski başkan Nestor Kirschner de epey seviliyor ama rehberimiz bu sevginin geçen ayki ölümünden sonra ortaya çıktığını söylüyor!). Falkland adaları (Arjantinlilerin söylediği şekilde İslas Malvinos) ise 1933’te İngilizler tarafından işgal edilen Arjantine çok yakın bir kara parçası, cuntanın son döneminde halkın gözüne girebilmek için işgal edilmiş ancak 2 ay 10 gün gibi kısa bir sürede alınan yenilgi cunta rejiminin de bitmesine sebep olmuş. Ondan sonraki 16 yılda toplam 9 kez başbakan değişikliği olmuş (Carlos Menem’in 10 yıl hükümette olduğu düşünülürse 6 yılda 8 başbakan değiştirmişler), hala demokratik sistemi ayakları üzerine oturtmaya çalışıyorlar. Ülkenin ilk kadın başbakanın olan Christina Kirschner’e karşı da toplumsal muhalefet belirgin.
Mezarlıkta sonlanan turumuzdan sonra yürüyerek döndük, dönerken eski bir tiyatrodan kitapçıya çevirilmiş olan çevrilmiş olan El Ataneo tiyatrosunu da gördük. Yolun kalanını metroyla tamamladık (metroda hiç İngilizce bilmeyen ama bize canla başla yardım eden süper iyi insanla da tanıştık) Akşam Milongaya gitmeyi planladıysak da günün yorgunluğu çökünce geceyi hostelde bitirdik, gençelr takılıyorlardı, biz de Türk kolonisiyle muhabbet ettik.
Ertesi gün üzülerek hostelimizden ayrılıp Uruguaya yola koyulduk.
O da daha sonra…
Ciao!
Ayşe

*********************************
BAZI ŞEYLER
Bugün için ayşe’yle ortaklaşa not aldığımızdan çok da fazla ekleyecek şeyim yok, ama:
- Av.9 de Julio, yapıldığında öyleymiş ama, şu an güney amerikanın en geniş bulvarı değil, brezilyada daha genişi varmış. Ama Arjantinliler, bir dönemin en gösterişli ülkelerinden biri olarak, “en geniş”, “en yüksek”, “en büyük” gibi “en”lere sahip olmayı ve bunu anlatmayı seviyorlar.
- Bir önceki günkü boca galibiyeti sonrası şehrin her yerinde “gracias por esta allegre” (“bu mutluluk için teşekkürler”) yazılı river plate galibiyetini kutlayan afişler gördük; büyük maçlardaki galibiyetlerden sonra genelde her iki tarafın da diğer tarafı sinit etmek için yaptığ bir şeymiş.
- Yürüdüğümüz bulvarlar “jacarando” ağaçlarıyla doluydu, tam da çiçek açtığı mevsimine denk gelmişiz, çok güzel mor çiçekleri olan kibar bir ağaç.
- Öğlen yemeğinde pizza yedik, fiyatlar değişken ama şehir merkezinde AR$30-40 arası gayet lezzetli pizzalar sipariş edilebilir; yine sehir merkezinde AR$20 civarı ya da daha ucuza 1lt bira içilebilir. Bira genelde litrelik satılıyor, bizdeki Arjantin bardak tabiri buradan geliyor herhalde. Marketlerde bira sudan ucuz, deyim olarak değil gerçekten sudan daha ucuz,1 litrelik bira AR$10 civarı.
- Free tour’cular sayesinde dolu ve güzel bir gün geçirdik, böyle olunca bahşişte de cömert olduk.
Burak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder