19 Kasım 2010 Cuma

Buenos Aires 1. gün- River-Boca Maçı








Herkese merhaba!
Nereden başlasam anlatmaya bilemiyorum, öncelikle Buenos Aires süpperrr bir şehir nedense kendimi burada acayip mutlu hissettim (herşeye rağmen!-bknz hikayenin ilerleyen kısımları!)!
18 saatlik uzun ama acayip konforlu bir seyahatle Buenos Airese vardık. (Otobüsler iki katlı koltuklar uçakların first class koltukları gibi neredeyse tam yatak haline geliyor-cama deniyor bunlara-üstelik birde yemek ve kahvaltı ve de yemekten sonra şampanya verdiler daha ne olsun!)
Otobüste Sina ve Melisa ile tanıştık, dört aydır Güney Amerikada dolaşıyorlarmış, artık dönüş yoluna girmişler. Bolivyayı o kadar çok sevmişler ki 1 ay Bolivyada bir hayvanat bahçesinde çalışmışlar!( Güney Amerikayı her gezen kişinin kendine özgü bir hikayesi oluyor bakalım bizimki nasıl olacak?? ) Onlarla konuşurken ertesi gün Buenos Aireste River-Boca maçı olduğunu öğrendik, senede iki defa olan Super Classico başka şeye benzemez! Otobüsten iner inmez River Plate stadyumuna koştuk. Tabiki bilet filan kalmamış (biletler maç günü satışa çıkıyor normalde her iki takımın da bileti kolay tükenmiyor ama bu maç başka, derbilerin derbisi!), karaborsacılarla 1 saat süren pazarlık sonucu 40 dolara kale arkası bileti aldık ama maalesef Riverın tarafı! O sevinçle kendimize hostel aramaya koyulmuştuk ki ilk gittiğimiz tuhaf mahallede cep telefonumu Arjantin insanına hediye etmiş oldum, üstelik aldığımız o kadar güvenlik tedbirine rağmen. Buraya gelirken bazı şeylerinin çalınacağı gerçeğini kabul etmek lazım galiba! Neyse moralimi bozmaya çalıştıysam da Burak izin vermedi. Kendimize Puerto Lemon diye harika bir hostel bulduk. Bu hostel San Telmo bölgesinde, şehir merkezinin dibinde, eski binalar ve tuğla evlerden oluşan şeker bir mahalle, küçük bir parkı da var, hippi gençler şarkı söyleyip takılıyorlar. Ana cadde Defenza, burası enteresan dükkanların, cafelerin ve sanat galerilerinin olduğu bir yer pazarları da pazar kuruluyomuş, epey neşeli oluyormuş, ona da bakıcaz artık.:)) Yolda tanıştığımız diğer arkadaşımız İsviçreli Louiqe ile hızlıca hostele yerleştik, bu arada hostelde 1 yıldır konaklamakta olan dostumuz Ahmet hoca ile tanıştık, bir senedeir ikinci defa hostelde Türkiyeden birilerinin kaldığını öğrendik (AMA kaldığımız iki günün sonunda küçücük hosteldeki Türkiyeli nüfusunu beşe çıkararak arjantinlileri dumur etmeyi başardık!-Puerto Lemon Türk kolonisi!)
Hostelden çıkıp köşedeki pizzacıda hızlıca karnımız doyurduk (söylemeye gerek yok nefis, burada sadece pizza yiyerek yaşayabilirim!) otobüsle stada doğru yola çıktık. (Bu arada Burakla ben kırmız- siyah ve beyaz renkli Malatyalı şen kardeşler üniforma yağmurluklarımıza bürünmüş durumdayız, renk seçiminin ne kadar kritik olduğunu ilerleyen anlarda çok iyi anlıyacağız!) Otobüsten iki River Plate üniformalı gençle beraber indik ve kendimizi yaklaşık 50 kişilik bir Boca taraftar grubunun ortasında bulduk! Bocalı heyecanlı gençlerden biri kırmızı beyazı görür görmez hızını alamayıp bizim önümüzdeki çocuğa doğru yumrukla uçmaya başladı! Bir anda polisler koşturmaya başladı biz şaşkın turist ayağına yatıp kendimizi zor dışarı attık! Bu arada epey geç kalmışız buluşma noktasında Melisa ve Sina yoktu, üçümüz içeri girdik, zorlukla doğru kapıyı bulduk biletlerimiz turnikeye soktuk ve TABİKİ GEÇMEDİ!! İnanamayıp 20 ayrı turnike gezdikten sonra bir polis halimize acıyıp bizi içeri aldı. Biz de bu şaşkın turist ruh halimizle kendimizi 80000River taraftarının ortasında ve de kale arkasında buluverdik! Ondan sonraki halimize bakarsan doğma büyüme Riverlıyız sanki! Daha yıldız takımın maçında taraftarlar heyecanın doruklarındaydılar, takım çıktığı anda fenerler duman ve gazete parçalarından yapılmış konfetilerden stad gözükmez oldu! Sonra maçın sonuna kadar “River sen bizim canımızsın kanımızsın aşkımızsın” tarzında (olduğunu tahmin ettiğmiz!) marşlar hiç bitmedi, biz de eşlik ettik tabi. 1. Yarıda iyi bastıran River 2. Yarıda Maidana ile golü bulunca tribünde duygusal anlar yaşandı, herkes birbirini sarılıp öpmeye başladı, o ana kadar canla başla takımı destekleyen kağıttan konfeti yapan biz de sarıldık tabi Riverlılara, sanki Gençler şampiyon oldu biz nasıl mutluyuz ama! Boca tribününde ise asabiyet hakimdi tabi bir avuç olmalarına rağmen o zamana kadar eşit volümde ses çıkarmayı başaran Bocalılar o dakikadan sonra sessizliği büründüler hatta bir ara takımı desteklemek için yaktıkları ateşleri yanlışlıkla! aşağıdaki river taraftarlarının üzerine düşürmek suretiyle küçük çaplı yangınlar çıkardılar! Neyse daha dehşetengiz bir durum olmadan maç bitti, marşlar söyleyerek dağılınıldı.
EVET İHANET Mİ İHANET ama çok güzeldi!!!
Ayşe
*********************************
BAZI ŞEYLER
Buenos Aires’in ilk etabı gerçekten ilginç geçti, buradan epeyi bir bazı şey çıkacak sanırım, şöyle ki:
- Hostel’den sınıra gitmek için: anayola çık, brezilya-arjantin belediye otobüsüne bin tarifi aldık (bu arada foz do ıguazu’dan brezilya-paraguay belediye otobüsü de var, üç ülkenin kesiştiği bir nokta burası); durakta Luiqe’le tanıştık, sınır yakın yürüyelim dedi yürüdük, ama sırtımda çantayla bana o kadar da yakın gelmedi. Sınıra vardık, hızlı bir şekilde brezilya çıkışımızı yapıp otobüs bekledik, sonra otobüse atlayıp Arjantin sınırına, sonra otobüsten inip pasaportu damgalatıp yine aynı otobüsle puerto ıguazu otobüs terminaline. (sanırım bindiğimiz otobüs R$3,5 gibi birşeydi)
- Puerto Iguazu otobüs terminalinden Buenos Aires biletini aldık, Ayşe’nin anlattığı gibi oldukça rahat, otel konforunda geldik. Kişi başı AR$380 civarı verdik, biraz pahalı ama değdi.
- Maçla ilgili olarak, sahte biletlerimizi US$40 dolara aldık, turizm şirketleri bu maç için turlar düzenliyor, ya da bilet rezervasyonu yapıyor, yaklaşık AR$500’den başlayan fiyatlarla (sonradan bunları görünce kıllanmıştık aslında biraz, fazla mı ucuz aldık bileti diye)
- Iguazu için bu gezi de göreceğimizi tahmin ettiğim en etkileyici “şey” demiştim ama acele etmişim; river-boca maçında tribünde olmak apayrı bir duyguymuş.
- Etrafımızdaki river taraftarları (river’lıların lakapları “los millionares”) bizi epeyi sevdiler ve ilgi gösterdiler, marşları gayet güzel ve tüm tribün tek bir ağızdan hepsini baştan sona kalpten söylüyor, davul orkestraları da kalabalık ve sağlam; sonuçta maçtan çok büyük bir festival havasnda diyebilirim. Buraya gelenlerin en azından bir futbol maçına gitmesini tavsiye ederim, biz şanslıydık çünkü en büyük maça denk geldik, yine de başka maç olsa da gitmeye değer (mümkünse boca’nın stadında)
- Maça dönersek, “modern futbolun gereği” diye tabir edilen hareketler buradaki futbola pek uğramıyor. Bolca bilek hareketi, vücut çalımı, türlü top cambazlığı; böyle olunca çok hızlı olmayan ama bence seyir zevki bol olan bir maç oynanıyor, tabi tribündeki nümayişten seyretmek mümkün olursa.
- Ulaşımla ilgili birkaç şeyse şöyle: maça otobüsle gittik, otobüsler genelde AR$1,25 ve sadece demir parayla çalışıyor, onun için demir paraları elde tutmakta fayda var. Çok fazla hat var, kullanmak için bineceğiniz otobüsün numarasını iyi öğrenmeniz lazım. Diğer ucuz ve kolay ulaşım aracı tabii ki metro, otobüsün gittiği her yere gitmiyor ama merkezi yerlere metro ağıyla kolaylıkla ulaşmak mümkün.
- Kaldığımız hostel, Puerto Lemon (Chacabucho 1080, San Telmo), oldukça güzel bir yer, iki kişi banyolu private odada kahvaltı dahil geceliği AR$150’a kaldık. İçecekler gayet ucuz, kahvaltı biraz zayıf ama mutfağı kullanıp kendiniz de bir şeyler hazırlayabilirsiniz. Yakınlarda market, çamaşırhane, pizzacı gibi faydalı fasiliteler de mevcut.
- Telefonumuzu, ilk önce kalmayı planladığımız oteli aradığımız, Constitucion bölgesinde kaybettik, pek tekin bir muhit değil, çok görülecek bir şey de yok, gidilmese olurmuş, otelde de yer yoktu zaten. Takside de düşürmüş olma ihtimalimiz var, onun için bindiğiniz taksinin numarasını (kapılarında yazıyor) almakta fayda var; biz yapmadık maalesef. Bu arada taksiler çok pahalı sayılmaz, ama tekrar söyleyeyim otobüs ve metro çok ucuz.

Burak

1 yorum:

  1. şuuu ortanızdaki eleman Boğaziçi Endüstri'den mi? Adı İlker Bayraktar'dı sankim. Çok da haylaz tembeldi, sizin gibi..

    YanıtlaSil